+90 312 428 40 82

logo
Kasaroğlu Danışmanlık

ICO’ya (Initial Coin Offering) İlişkin Uluslararası Düzenlemeler 26 Aralık 2018

Initial Coin Offering (“ICO”) veya mevzuatımıza Kitle Fonlaması olarak giren sistem, teknolojinin gelişmesiyle birlikte giderek ekonomilerin de dijitalleşmesi ve küreselleşmesi sonucu yaygınlaşan bir sistem olarak dikkat çekmektedir. ICO, mevcut Initial Public Offering (“IPO”) yani halka arz sistemiyle benzerlik göstermekle beraber,  halka arzdan en önemli farkı bir projenin veya girişim şirketinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak amacıyla yatırımcılara yapmış oldukları yatırıma karşılık hisse senedi yerine sanal para verilmesidir.

ICO temelde projelerinin veya girişim şirketlerinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak isteyen kişilerin öncelikle projelerini ve yatırımcıya vaatlerini anlatan detaylı bir yazı hazırlanmasıyla başlamaktadır. Bu yazıda, yatırımcıya sunulan avantajlar, fonlanan proje ile ulaşılmak istenen hedef ve sistemin nasıl çalıştığı yatırımcıya detaylı ve açık bir şekilde anlatılarak yatırımcıların söz konusu projeye karşı ilgilerinin uyandırılması sağlanmalıdır. Daha sonra, girişim sahibi tarafından oluşturulan akıllı kontratlar ile projenin başarılı olması halinde yatırımcıların muhtemel kazançları kodlanır. Ardından, girişim sahibi tarafından kendi sanal para birimleri oluşturulur ve bu sanal para birimi Bitcoin, Ethereum gibi yaygın kullanılan sanal paralardan birine sabitlenerek belli bir kur oluşturulur. Yatırımcılar tarafından yeterli fonlamanın sağlanması ve devamında projenin başarıya ulaşması halinde, yatırımcılar vaadedilen kazançlara sahip olurlar. Bu anlamda, ICO henüz çok yeni ve gelişmekte olan bir sistem olduğundan ICO ile projelerinin veya girişim şirketlerinin ihtiyaç duyduğu fonu sağlamak isteyen kişilerin tecrübe ve vaatleriyle doğru orantılı şekilde başarı getiren bir sistem olarak kabul edilmektedir. Zira, girişim sahibi yatırımcılara karşı bulunacağı vaatte tamamen özgür olması sebebiyle, yatırımcıların ilgisini çekmek için özgün ve dikkate çekici bir proje hazırlaması halinde projenin yatırımcılar tarafından tercih edilme ve başarıya ulaşma şansı artmaktadır.

ICO’nun aracısız olması, transparan olması, 24 saat kesintisiz çalışan bir sistem olması, kolay erişilebilir olması gibi avantajlarının yanı sıra, merkezi bir kuruluş tarafından kontrol edilmemesi sebebiyle güvenilir bulunmaması ve dolandırıcılık riski bulunması gibi riskleri de barındırmaktadır. Devamla, henüz çok yeni bir sistem olan ICO’ya ilişkin ülkelerde yasal düzenlemelerin bulunmaması ICO’nun yasallığını da tartışmaya açmaktadır. Bu doğrultuda, Çin, ABD ve Rusya gibi ülkelerden ICO aleyhine açıklamalar yapılmakla birlikte, bazı ülkeler ise vaadedilen sanal paranın niteliği dikkate alınarak her bir ICO’nun mevcut yasal düzenlemelere göre değerlendirilebileceğini açıklamaktadırlar. Bu anlamda, vaadedilen sanal paranın menkul kıymet niteliği taşıması halinde mevcut halka arz hükümleri çerçevesinde işlem göreceği, sanal paranın menkul kıymet niteliği taşımaması halinde ise, sanal paranın elektronik bir para olarak kabul edilmediğinden ancak belli bir maddi değeri bulunması sebebiyle, “mal” olarak değerlendirilip işlem göreceği kabul edilmektedir.

Ülkemizde ise, konuyla ilgili olarak, Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle birlikte ICO mevzuatımıza kitle fonlaması adı altında girmiştir. Söz konusu düzenlemenin yasalaşması ile Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkarılması muhtemel ikincil düzenlemelerle birlikte ICO’nun daha detaylı bir şekilde düzenleneceği değerlendirilmektedir.