Yayınlar
6698 sayılı Kişisel Verileri Koruma Kanunu (“Kanun”) uyarınca Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) ihlalleri iki şekilde inceleyebilir. Bunlardan ilki, ilgilinin şikâyeti üzerine inceleme; ikincisi ise Kurulun ihlal iddiasını öğrenmesi durumunda re’sen görev alanına giren konularda inceleme yapmasıdır.
[Devamı]
Dava konusu alacağın devri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (“Kanun”) 125. maddesinde düzenlenmiş olup Yargıtay kararlarında dava konusunun devri olarak geçmektedir. Buna göre hem davalı hem de davacı taraf, davanın açılmasından sonra dava konusu alacağı üçüncü kişiye devredebilir.
[Devamı]
Limited şirket, ortakların belli bir amaç doğrultusunda bir araya gelerek kurdukları bir sermaye şirketidir. Bu nedenle ortak amacın her daim ön planda tutulması ve şirket menfaatinin ortakların tasarruflarından korunması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun (“Kanun”) 613. maddesinde limited şirket ortaklarına bağlılık yükümlülüğü getirilmiştir. Emredici nitelikteki bu hüküm uyarınca ortakların uyması gereken iki tür bağlılık yükümlülüğü vardır.
[Devamı]
Tahkim sözleşmesi, kişiler arasında ortaya çıkmış veya çıkabilecek olan uyuşmazlıkların, olağan devlet yargısı yerine, hakemler tarafından çözülmesi amacıyla taraflar arasında yapılan anlaşmayı ifade eder. Başka bir ifade ile bir hak üzerinde uyuşmazlığa düşmüş olan iki tarafın, bu uyuşmazlığın özel kişiler tarafından incelenip karara bağlanması konusunda anlaşmalarına tahkim denir.
[Devamı]
Yıllık ücretli izin, çalışanların yıl boyunca sarf ettiği emek karşılığında fiziksel ve psikolojik sağlıklarının korunması için işçilere verilen bir dinlenme hakkıdır. Yıllık izin hakkından vazgeçilemediği gibi, işveren çalışanını bu haktan mahrum kılamaz.
[Devamı]
Ticaret Sicili’ne tescil başvurusundan sonra ticaret sicili müdürünün nasıl bir işlem tesis edeceği, tescil ilgililerinin bu işleme karşı nasıl bir yol çizmesi gerektiği konusunda önem arz etmektedir. Sicil müdürü, tescili istenen hususta kanuni şartların mevcut olup olmadığını, tescili istenen hususun kamu düzenine ve emredici hükümlere uygunluğunu, talepte bulunan kişinin kimliği/yetkisini ve tescili istenen hususun gerçeğe uygunluğunu araştırır. Sicil müdürü yapacağı bu inceleme sonucunda talebe uyup olumlu karar verebileceği gibi olumsuz karar verip talebi ret de edebilir. Sicil müdürü tarafından verilecek olan olumlu ya da olumsuz kararlar dışında geçici tescile karar verilmesi de mümkündür. Nitekim tescil evresi içinde yer alan tescil türlerinden biri de geçici tescildir ve Türk Tica...
[Devamı]
Bilindiği üzere, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) uyarınca, kişisel veri kayıt sistemi kuran, yöneten ve bu verileri işlenmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanan veri sorumlularına birtakım yükümlülükler getirilmiştir.
[Devamı]
Uluslararası ticaretin gelişimi ile birlikte, ticari ilişkinin tarafları arasında doğan ilişkiler çeşitlenmiş, karmaşıklaşmış ve tarafların tabiiyetleri de birbirinden farklı olmaya başlamıştır. Hal böyle iken taraflar aralarındaki sözleşme ilişkisinden doğan çeşitli ve karmaşık uyuşmazlıkların alanından uzman kişiler tarafından çözümlenmesi ve farklı milliyetlere tabi olan tarafların hiç tanımadıkları bir hukuk düzeniyle karşılaşmasının önüne geçmek için sözleşmelere tahkim şartı koyma yoluna gitmişler. Geçerli bir tahkim şartına rağmen, bu sözleşmeden doğam alacakların ilamsız icra yoluyla tahsil edilip edilemeyeceği konusunda ise Türk Hukuku’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır.
[Devamı]
İtirazın iptali davası, icra iflas hukukunda, ilamsız icraya özel bir dava türü olarak tanımlanmıştır. Bu husus, İcra İflas Kanunu m.67’de “takibine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde, alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir” şeklinde ifade edilmiştir. İtirazın iptali davası, borçlunun itirazı ile duran icra takibine devam etmeyi sağlamayı amaçlayan bir davadır. Bu noktada, itirazın iptali davasının hukuki niteliğinin ne olduğu konusu uygulamaya yönelik önemli sonuçlar yaratan bazı tereddütlere yol açmış ve Yargıtay kararlarında farklı görüşlere neden olmuştur. Nitekim itirazın iptali davasının niteliği konusunda, ne Yargıtay kararlarında ne de öğretide görüş birliği vardı...
[Devamı]
Yabancılık unsuru taşıyan hakem kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için, hakem kararının icra edilebilirlik vasfının bulunup bulunmamasına göre söz konusu hakem kararının tanınması veya tenfiz edilmesi için ayrı birer dava açılması gerekmektedir. Bununla beraber, yabancılık unsuru taşımayan hakem kararlarının Türkiye’de sonuç doğurması için Türk mahkemelerinden herhangi bir icra edilebilirlik belgesi alınması gerekmemektedir. Diğer bir ifade ile yerli hakem kararları Türkiye’de verildikleri anda icra edilebilir hale gelmektedir. Bu ayrım nedeniyle, hangi hakem kararlarının yabancılık unsuru taşıyıp taşımadığının tespiti önem taşımaktadır.
[Devamı]
[Galeri görünümü ]